SHUFFLE KONUK: EKİM BAYKARA!

ShufflePost ilk röportajını gururla sunar!
Ve işte karşınızda üç saat aralıksız, müzik, radyo ve DJ’lik üzerine konuştuğumuz Dj ve justt.fm kurucu ortağı Ekim Baykara ile röportajımız…

Kısaca o günden bahsedelim size. Sonra röportaj hatta belki röportaj değil de gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbetten bahsedeceğim…

Gerek sosyal medya hesaplarımdan gerekse ShufflePost üzerinden sıkça yaptığı işler hakkında paylaşım yaptığım biri Ekim Baykara. Uzun senelerdir takip ediyorum. Belki de en sadık kaldığım radyo DJ’lerinden biri o.

Joy FM’den ayrıldığında tuhaf hissettiğimi söyleyebilirim. Düşünsenize her sabah üniversiteye ve işe giderken tam  6 senedir duyduğunuz o ses yok. Ve geçtiğimiz sene sosyal medya hesabından verdiği haber ile inanılmaz sevindim. Tam evden çalışmaya başladım ve o da dijital radyo kurmuştu. Yani artık sabahları masamın başına geçtiğimde onu dinleyebilecektim.

Çünkü radyo benim için çok özeldir. Radyosuz uyumayanlardanım ben, beşikten beri. Sanki müzik dinlerken hayattan kopmuyormuşsun gibi hissettirir. O yüzden hem radyoya hem de müziğe ayrı bir düşkünlüğüm vardır. O yüzden inanırım güzel müzik dinleyen insan güzel insandır.

Yağmurlu bir Çarşamba günü Ekim’le buluşmak için Çarşamba, Cuma ve Cumartesi geceleri çaldığı, samimi bir atmosfere sahip Any’e doğru yola koyulduk. Daha önce Any’e gitmiştim fakat bir kahve molasıydı.

Röportajın zor yanlarından biridir aslında nasıl biri olduğunu bilememek. Daha öncede birçok röportaj yapmıştım ama bir kurumu büyük bir kurumu temsil ettiğin için sana temsil ettiğin kurum adına davranıyorlar. Tam sohbet havasında bir diyalog kurulamıyor.

Ama bazı insanlar vardır, her türlü başarısına ve bilgisiyle bile egosunun sıfır olduğu, evet Ekim’de o nadir insanlardan biri. Sanki senelerdir tanıdığımız bir dostumuz ile bir kahve molası vermiş ve zamanın nasıl geçtiğini anlamadan herşeyden konuşur olmuştuk. Ayrıca tanıştığım yoğun temposuna rağmen nadir sakin ve huzurlu kalmayı başarabilmiş insanlardan biri oldu Ekim.

Röportaja geçmeden önce, bu yazıyı okurken bir yandan da justt.fm‘i açın dinleyin guys=) Benden şiddetle tavsiye! Ayrıca AppStore ve GooglePlay‘den uygulamayı indirip justt.fm radyoları; justttürk ve justtlove’ı dinleyebilirsiniz.

A’dan Z’ye herşeyi konuştuğumuz aslında bolca müzik konuştuğumuz keyifli sohbetimize buyrun…

Okuduğumuz biyografisinin dışında Ekim Baykara nasıl biridir? Neler yapar işinin dışında? Bir gününü nasıl geçirir?
Aslında göründüğü ya da tahmin edildiği gibi biriyim. Zamanımın çoğu müzik ve justt.fm’le geçiyor. Müzik sektörü o kadar hızlı akıyor ki biraz ucunu bırakırsanız pek çok şeyi gözden kaçırıyorsunuz. Haftanın belli günleri DJ performanslarıyla ve onların hazırlığıyla geçiyor, diğer günler justt.fm’in müziğine katkısı olabilecek şeylerin peşindeyim. Bunun dışında biraz prodüksiyon yönümü geliştirmeye ve fırsat buldukça da fotoğraf çekmeye çalışıyorum.

#amsterdam

A post shared by Ekim Baykara (@ekimbaykara) on

 

Birçok işi aynı anda yapan çok yönlü birisiniz. Bu insana pek çok şey katar peki zorlukları nedir? 

Tam da bu noktada birçok kişi “mesleki deformasyondan” bahseder. 
Sizin böyle bir şikayetiniz var mı?
Müzik insanın gerçekten de ruhunu besliyor ama günün büyük bir kısmını müzikle geçirdiğinizde başkalarının rahatlamak, kafa dağıtmak ya da eğlenmek için başvurdukları şey sizin için bir zorunluluğa dönüşüyor. Ama bu durumdan şikayet etmiyorum. Bunun dışında biraz daha planlı biri olmak isterdim, çünkü eğer plansız yaşayan biriyseniz, bu farklı işler her ne kadar birbiriyle bağlantılı görünse de birbirine karışabiliyor.

 

Ekim Baykara - Twitter
Ekim Baykara – Twitter

 

Dünya biz ne kadar dirensek de daha başka bir dünya oluyor… Her türlü olumsuzluğa karşı sizi ayakta tutan nedir? Hayata ne ile tutunursunuz? Her gün yeniden umutlu olma sebebiniz nedir?
Açıkçası ben çok fazla hayal kuran biriyim, gerçeklese de gerçekleşmese de gelecek için düşündüklerim, kurduklarım beni ayakta tutuyor.

Twitter üzerinden takipçilerinize sorduğunuz bir soru; bir ülkeye gidecek olsanız nereye giderdiniz?
Dünyanın her yerinde farklı kültürler, farklı tatlar ve müzikler varken tek bir ülkenin ya da sadece bir yere kapanmanın beni mutlu edebileceğini sanmıyorum. Yılı 3’e ya da 4’e belki de mevsimlere bölüp bu dönemleri belli şehirlerde geçirmek iyi olurdu. İstanbul, Barselona, New York ve Kuzey Avrupa’da bir şehir olabilir.

“18 yaşında keşke şunu bilseydim çok işime yarardı” dediğiniz bir şey var mı? Mesleği ne olursa olsun yeni mezunlara ve hayata atılacak olan gençlere kariyer ve hayatla ile ilgili verebileceğiniz tavsiyeler nelerdir?
18 yaşında pek çok insan gibi her konuda daha net ve keskin fikirleri olan biriydim. Ama bu kadar katı olmak iş hayatı başta olmak üzere tüm sosyal ilişkilerinizde sizi çok yoran ve etkileyen bir şey. Son derece saçma bir sistem içinde var olmaya ve yaşamaya çalışıyoruz. Değişime inanan biriyim. Bu sosyal ve profesyonel hayatta da böyle olmalı. Değişime direnmemek ve kendi işinizde evrimleşebilmek çok önemli.

Yaşarsak ve bundan 20 sene sonra sizin hakkınızda bir belgesel çekiliyor olsa, hakkınızda ne denmesini isterdiniz?
Hep sevdiği ve mutlu olduğu işi yaptı derseniz hayatımı özetlemiş olursunuz.



Radyoculuk hakkında…
Radyoculuğun en güzel yanı nedir? 

Sanırım en güzeli, seçtiğiniz müziklerle insanlara ulaşmak. Artık hemen herkesin karmaşık ve yorucu hayatlar yaşadığı bir gerçek. İnsanlar hayatlarını renklendirecek küçük şeylere ihtiyaç duyuyorlar. Değerli ama parayla alınmayan, size dayatılmayan şeyler. Radyonun büyüsü biraz da burada. justt.fm’de müzik her zaman çalıyor, ihtiyaç duyduğunuz bir anda hemen açıp bu deneyime katılabiliyorsunuz.

Yüzlerce, binlerce insanın aynı anda aynı müziği dinleyip farklı şeyler hissetmesi bence büyüleyici bir şey.

İnsanlara radyoda sadece sesiniz ile ulaşıyorsunuz bunun zorluğu nedir
Özellikle sabah programları için söylüyorum, pek çok insan mutsuz uyanıyor ve çoğu zaman duydukları ya da onlarla konuşan ilk ses kalkıp işe giderken açtıkları radyodaki DJ oluyor. Sabah saatleri pek çoğumuzun en tahammülsüz olduğu saatler. Ve o anda iyi hissedecekleri bir şeyler çalmak ve söylemek çok keyifli.

Yayıncılık hayatında hiç unutamadığınız bir anınız var mı?
Radyoculukta 20 yıla yaklaştım. Hatırlamadığım pek çok anım olmuştur ama ilginçtir ki dün gibi çok net hatırladığım ve hiç unutmadığım an hayatımda ilk yayına çıktığım geceye ait. Bundan 20 yıl öncesi İzmir’de bir yerel radyo, tecrübesiz olduğum için bana ayrılan yayın saati gece yarısından sonraydı. Radyonun yeri Narlıdere’deydi. Pencereden tüm İzmir’i görebiliyordum, mikrofonu açmaya o kadar çekiniyordum ki pencereden kentin ışıklarına bakıyordum. Işıklar bir bir sönüp insanlar yatmaya başlayınca anonsa girecek cesareti ancak toplayabilmiştim.

Bir Tweetinizde “Shazam çıktı, mertlik bozuldu” demiştiniz teknolojik gelişmeler radyolculuğu nasıl etkiledi?
Genel olarak iyi etkiledi diyebiliriz. Teknolojinin ucuzlaması, daha ulaşılabilir olması biraz daha fırsat eşitliği yarattı, en azından radyoculukta. Güzel bir fikri ses getiren bir projeye dönüştürmek eskisine göre daha kolay. Zaten gidişata bakarsanız önümüzdeki yıllarda karasal frekans radyolarının yerini büyük ölçüde dijital radyolara bırakması kaçınılmaz görünüyor.

Size göre olumlu ya da olumsuz etkileri nelerdir?
Bir olumsuzluk mu bilemiyorum ama oldskool radyo stüdyolarının radyocuya ilham veren de bir yanı olduğunu düşünüyorum. Öylesi daha sıcak çünkü.

Ama günümüzde hemen hemen bütün radyolar son derece kompakt stüdyolarda ve tamamen bilgisayar üzerinden yayın yapıyor.

Morning Joy programıyla Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği’nce (RTGD) geleneksel olarak verilen “Medya Oscarları”nda jüri özel ödülüyle “Yılın Radyo DJ” seçildiniz. Morning Joy sizce neden bu kadar özeldi biz dinleyicilerin için?
Bu çok değerli bir ödüldü benim için. Çünkü genelde bu kadar ciddi ve kurumsal olan medya ödülleri ulusal radyolardaki şov ve haber içerikli programlara verilir. Morning Joy ise bir müzik programıydı ve yerel bir radyodaydı.

Bu ödülü aldığım zaman insanlarla aramda müzikle ve şarkılarla oluşan bir bağ olduğuna gerçekten inandım. İnsanlar benim seçtiğim şarkılarla güne başlamayı seviyorlardı. Ve Morning Joy en büyük gücünü içtenliğinden alıyordu. Ben o sabaha nasıl başladıysam, programa da onu yansıtmaya çalışıyordum. Sanırım dinleyicilerim bu samimiyeti sevdi.

Radyoculukta insanların reaksiyonlarını çok net alamıyorsunuz ama canlı performanslarda birebir izleyeciler ile berabersiniz. Sizce radyoculuk mu yoksa canlı performans mı?
İkisi birbirinden çok farklı. Ama dediğiniz gibi bir radyo programında her ne kadar karşınızda yüzlerce binlerce insan olsa da stüdyoda yalnızsınız. Anlatması gerçekten çok zor bunu. 100 kişinin önünde konuşmaya çekinirken, radyoda 100 bin kişiye çok rahat seslenebilirsiniz. Radyoda çok anlık kararlarla hareket etmek doğru değildir, çünkü programınız zamanla olgunlaşır ve kimliğini bulur.

DJ performanslarındaysa iyi ya da kötü tepkiyi hemen alırsınız bu da sizi direkt etkiler. Yani o anı çok iyi kontrol etmeniz ve yönetmeniz gerekir.

İkisinin de yeri apayrı benim için.

Radyoculuk nereye gidiyor?
Radyonun doğası gereği daha çok uzun yıllar hayatımızın bir parçası olacağı kesin. Yerini de başka bir şeyle doldurmak o kadar kolay değil. Tamamen öngörülerime dayanarak yanıtlamaya çalışayım. Öncelikle biçim ve içerik olarak ayırmak gerek radyoculuğun geleceğini.

 Tıpkı doğada hayat kalma mücadelesi veren bir canlı türü gibi evrimleşen ve böylece kendini yeniliklere ve değişen alışkanlıklara karşı geliştiren bir yapısı olduğunu düşünüyorum radyonun.

Basit, etkili ve kolay ulaşılabilir.

Karasal frekans yayıncılığı dijitalleşiyor artık. Giyilebilir teknolojilerden tutun da son elektronik donanımlarla sunulan otomobillere kadar her şeyin içinde yer alıyor.

 İçerik olarak işler biraz daha karışık, son yıllarda konuşma ağırlıklı programlar yerini daha çok müzik programlarına bırakmış durumda. Neredeyse bütün radyolar aynı müzikleri çalıyor. Bu tabii sosyal bir değişimin de yansıması. Değişmesi de kısa vadede çok kolay değil, çünkü insanlar müziği daha çok tercih ediyor ve reklam pastasının büyük dilimi de bu yüzden bu tarz programlara gidiyor.

Ama yine de kısa zaman içinde olmasa bile içerikli, hikayesi olan programların tekrar popüler olacağını düşünüyorum. Bu biraz da moda gibi aslında, bir süre sonra 90’ların radyo modası da geri gelecektir.

Yabancı müzik yayınlıyor olmanın zorlukları var mı? Varsa neler?
Eskiden özellikle yeni çıkan albümlere ulaşmak çok zordu ve yine internetin yaygınlaşmadığı zamanlarda programınıza hazırlanmak için çok ciddi bir çalışma gerekiyordu. Ben programlarımda yararlanmak için Beyoğlu Robinson’dan yabancı müzik almanakları alırdım. O günlerde Wikipedia da yoktu. Ama şimdi yabancı müzik yayını yapmak çok daha kolay. Yeni çıkan bir şarkıyı internetten hemen satın alabiliyorsunuz, programınız için sayısız kaynak hemen önünüzdeki bilgisayarda. Ve dünyanın her köşesini, kültürünü ve müziğini keşfetmek de çok kolay.

Yine bir tweetinizde BBC radyoyu övmüştünüz. Bu konu hakkında neden böyle düşünüyorsunuz?
Geleneksel radyoculuğu modern zamanla harmanlamak konusunda çok iyi olduklarını düşünüyorum, çok güzel programlar yapıyorlar. Ve hayranlıkla dinlediğimiz pek çok sanatçıyı konuk etme şansına sahipler.

Ve Ekim Baykara’nın bahsettiği BBC Radyo yapılarından biri…


Radyocu olmak isteyenlere tavsiyeleriniz neler? Nasıl ve ne yönde geliştirmeliler kendilerini?
Radyoculuk en iyi bir radyoda öğrenilir. Büyük küçük ya da iyi kötü demeden bir radyoda yer almaya çalışsınlar.

justt.fm hakkında…
justtfm

Niye justt.fm?
Çünkü günümüzde bir müzik radyosunun nasıl olması gerektiğine dair fikirlerimiz vardı ve bu fikirleri hayata geçirmek için en doğru platform bir dijital radyoydu.

justt.fm’in diğer radyolardan en önemli farkı nedir? 

Neden internet radyoculuğu?
justt.fm nasıl olmalı diye düşünürken ilk aklımıza gelen insanların sevdikleri müziğe “yorulmadan” ulaşabilmeleriydi. Eğer bir internet radyosuysanız aynı zamanda kullanıcı alışkanlıklarını bilmeli ve saygı göstermelisiniz. Tasarımınız, mobil uygulamanız, içeriğiniz şık ama basit olmalı ve bununla birlikte bazı yenilikler de sunabilmeli.

justt-fm-9

justt.fm ile radyoculukta neyi değiştirmek istiyorsunuz?
Web sitemizin tasarımına baktığınızda müzik kadar görselliğe de önem verdiğimizi fark edebilirsiniz. Bir dijital radyonun dijital olmanın tüm imkanlarını ve ayrıcalıklarını kullanabilmesini istiyoruz. Dinleyiciyi rahatsız etmeyen farklı ve daha etkili reklam modelleri üzerinde çalışıyoruz. Sanırım bu anlamda justt.fm sektöre de bir dinamizm katacaktır.

Öte yandan, radyo sayımızı artırıyoruz. Farklı müzik tarzlarında radyolarımız geliyor.

Bu radyoların bir karışık playlist radyosu olmasını istemiyoruz. Hepsinin bir çizgisi, tarzı ve yayın anlayışı olacak.

Ekim Baykara hangi radyoları dinler justt.fm dışında?
Özellikle şu diyebileceğim bir radyo yok.

Any hakkında…

Fotoğraf: timeoutistanbul.com
Fotoğraf: timeoutistanbul.com


Any’den biraz bahsedelim… Any’yle yollarınız nasıl kesişti?
Any fikrinin mimarı genç girişimciler Oytun ve Hülya çiftiyle birbirimizi yıllardır tanıyoruz.

Bu yüzden Any’in İstanbul yeme-içme sektörüne ve gece hayatına bir renk katacağına inandım ve müziği bana teklif ettiklerinde hiç düşünmeden kabul ettim.

Any’de müzik direktörüsünüz. Müzik direktörü ne yapar?
Evet, Any açıldığı günden beri resident DJ olmanın dışında müzik direktörlüğünü de yapıyorum. Bir mekan için müzik direktörünün ilk işi o mekanın müzik çizgisini oluşturmak ve günün saatlerine göre hangi müziğin çalacağına karar vermek. Bunun dışında zaman zaman özel etkinlikler için misafir DJ’lerin seçimini de yapıyorum.

Bir müzik direktörü olabilmek için olmazsa olmaz nedir?
Olmazsa olmaz diyebileceğim ilk şey, müzik dünyasını iyi takip etmek sanırım. Sektör çok hareketli çünkü.

Sizi dinlemeye geldiğimizde hangi tarz müzikleri dinleriz?
Deep house, nu-disco, soulful ve elektronika arasında harmanladığım bir tarzım var.

Canlı performansın zorlukları nelerdir?
Performans sırasında hata yapma lüksünüz yok. Bazen teknik problemler sizi fazlasıyla zorlayabiliyor. Eğer bir mekanda çalıyorsanız içerdeki insanları iyi analiz etmeli ve bir bakıma onları siz yönetmelisiniz.

Playlistinizin vazgeçilmezleri neler?
Bu aralar en çok David August sanırım.

DJ’lik Hakkında…
Bugüne kadar pek çok ünlünün konserinde çaldınız. Tanıştığınız ve etkilendiğiniz bir isim var mı?
Aslında içimde kalan bir isim söylesem? Lana Del Rey İstanbul konserinden önce çalmıştım ve maalesef tanışma şansım olmadı.



DJ olduğunu söyleyen birçok insan var. DJ olabilmek için ne gerekir? Yani birkaç program kullanan ve müzik bilgisine sahip olanlar DJ olarak kendini tanıtıyor. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz? Kısacası bu iş bu kadar kolay mı? Eskiden plaklar turntablelar vardı, CD’ler çıktı, şimdi MP3 indirip set hazırlanıyor ve hatta set hazırlayan programlar bile var. Bu kişiler çalıyormuş gibi yapıyor ve gerçek DJ’lerin bu işe kafa patlatan insanların emeğini çalmış olmuyorlar mı? Yoksa bu teknolojinin getirdiği bir değişim mi?
Bu yoruma çok açık bir konu. Bir yandan evet teknik olarak baktığınızda eğitim gerektirmeyen bir iş DJ olmak ve günümüzde hemen herkes bir laptop edinerek bu işe adım atabilir. Ama bu şekilde çok başarılı olmuş pek çok genç DJ de var.

Aslında teknolojiyi artık herkes kullanıyor, dünyaca ünlü DJ’ler de artık sahneye sadece bir usb bellekle çıkıyorlar. Burada önemli olan kendinize ve işinize duyduğunuz saygıyı yitirmemek.

Müzik Hakkında…
Bu aralar Ekim Baykara’nın yayın listesinde en çok çaldığı 3 şarkı nedir?
*Beirut – At Once 
*D’Angelo and The Vanguard – Really Love
*Matt Simons – Catch & Release


Hangi müzik festivali ve neden?
Genelde elektronik müzik festivallerini takip etmeye çalışıyorum. Barselona’da Sonar’a gitme şansım olmuştu, line-up çok iyiydi, ayrıca ses, ışık ve görsel şovlarda herhalde dünyanın en iyileri arasında. Henüz gidemedim ama yine İspanya’da düzenlenen Primavera Sound müzik çeşitliliği açısından çok çekici geliyor.

Eskilerden bir şarkı seçmenizi istesek… İlk aklınıza gelen şarkı hangisi olur?
Aklımda o kadar çok şarkı uçuşuyor ki.

Amy belgeseli hakkında düşünceleriniz neler?
Amy’in ailesi biraz tepkiliydi sanırım belgesele, ama ben bir Amy hayranı olarak çok etkilendim. Çok yetenekli, çok asi ama bir o kadar da kırılgan bir Amy izledim.

Nina Simone belgeselini izlemiş miydiniz? Bu belgesel hakkında ne düşünüyorsunuz? Nina Simone dediğimizde ilk aklınıza gelen şarkı?
Henüz izleyemedim, yakında yeni bir Nina Simone belgeseli daha gösterime girecek. İkisini art arda izlerim belki. Benim aklıma ilk gelen parçası “Don’t Explain” yorumu. Gerçekten harikadır.



Peki siz bir sanatçının belgeselini çekecek olsanız bu kim olurdu ve neden?
Pek çok isim olabilirdi ama düşününce sanırım Cesaria Evora’nın hayat hikayesini çekmek hoşuma giderdi.

Yazı yazan biri olarak bazı yazılar hakkında “keşke ben yazmış olsaydım diyorum” sizin hiç “keşke ben yapmış olsaydım” dediğiniz bir parça var mı?
Alman DJ ve prodüktör Rampue’nün yine Nina Simone’un “Don’t Explain” parçasının samplelarıyla yaptığı “Leporidae” parçası.

Mevsimlere göre şarkı seçecek olsanız…
Yaz… 
Sonbahar… 
Kış…
İlkbahar…
Şu anki ruh halime bakarsanız,
Yaz için The Green Car Motel – Asi Sera
Sonbahar için Oscar And The Wolf – Princes
Kış için Leonard Cohen – Light as the Breeze
İlkbahar için D’Angelo and The Vanguard – Really Love

Pazartesi sabahı için hangi şarkı…
Ayo – Slow Slow (Run Run)


Cuma iş çıkışı için?
Daft Punk – Instant Crush

Pazar gününün şarkısı…
Melody Gardot – Impossible Love

Dizi olarak ne takip ediyorsunuz?
The Fall, Narcos, Mr.Robot, Better Call Saul, Fortitude, The Walking Dead

Müzikleriyle sizi etkileyen 3 film?
İlk sırayı Vangelis’in müziğini yaptığı 82 yapımı bilim-kurgu kültü Bladerunner’a vermeliyim.
Eleni Karaindrou imzalı “Eternity and a Day”
Ve bir film değil belki ama müzikal olarak “Notre Dame De Paris”

Aşıkken dinlenecek 3 şarkı?
Morrissey – Let Me Kiss You
Annie Lennox – Here Comes the Rain Again
Nina Simone – Don’t Explain

Güç verecek 3 şarkı?
The Korgis – Everybody’s Got To Learn Sometime
John Lennon – Imagine
Travis – Sing

Ayrılık sonrası 3 şarkı?
Massive Attack – Live With Me
Jay Jay Johanson – She Doesn’t Live Here Anymore
Oi Va Voi – Yesterdays Mistakes

Canlandırıcak 3 şarkı?
Israel Kamakawiwo’ole – Somewhere Over The Rainbow
Hozier – Someone New
Jason Mraz – Life Is Wonderful

Umarız keyif aldığınız bir röportaj olmuştur.

Bu arada Ekim Baykara’yı sosyal medya hesaplarından takip etmek isterseniz, buyrun efendim;
Facebook: facebook.com/ekimbaykara
Intagram: @ekimbaykara
Twitter: @ekimbaykara

“Ay Müge bir de justt.fm’in sosyal medya hesaplarını paylaşsan…” derseniz onlarda burada!
Facebook: facebook.com/justtfm
Instagram: @justtfm
Twitter: @justtfm

P.S 1: Evet çok genç duruyor=)
P.S 2: Bir de justt.fm’de duymayı en sevdiğimiz parçalardan bir liste yaptık, buyrun link burada efenim=)

Ve o günden güzel bir anı ile sevgiler…
ekim-baykara-shufflepost-mert-kececi-muge-kececiMüge KeçeciMert Keçeci 

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s